Süleymaniye'den Daroğun'a bir mecburi yolculuk…
Daroğun köyü; diğer adıyla Daraxwin (Kanlıağaç), Türkçe adıyla Kalınağaç, Siverek merkezinden 18 Km uzaklıkta, feribot yolu üzerindedir. Sola ayrılan yol sapağındaki köy levhasında Kürtçe ve Türkçe adı verildikten sonra nüfusu 1052 olarak yazılmıştır. Köy toprakları, Küfri, Kurdek, Cumakale ve Bitik köylerinin topraklarıyla komşudur. 110 haneden oluşan Daroğun köyünde ikamet edenlerin hepsi akrabadır. Şeyhbızıni Kürtleridirler. Etraflarını çevreleyen köylerin hepsi Zaza olmalarına ve Zazaca konuşmalarına rağmen onlar Kürtçe konuşmaktadırlar.
Daroğun Şeyhbızınileriyle ilgili kısa bir araştırma yaptık. Şeyhbızınilerle ilgili kapsamlı araştırmalar bugüne kadar yapılmamıştır. Bu araştırmamıza kaynak olan temel eser; Haymana Yenice Şeyhbızınilerinden Enver Yurtdaş, Hamdi Çeker ve Faik Coşkun tarafından 2003 yılında yayınlanan "Dünden Bugüne Yenice ve Şeyhbızınlar" isimli kitaptır. Daroğun'da yaşayan yaşlıların verdikleri bilgiler, kitapta anlatılanları doğrular niteliktedir. Bu yönüyle adı geçen eseri önemsiyor ve bu yazı dizimizde çokça yararlanacağımızı belirtmek istiyoruz.
Bu yazı dizimizde anlatılanların büyük çoğunluğu; Daroğun büyüklerinden Hacaliyé Ereb, (Hacı Ali Devebakan), Fethiyé Nofel (Fethi Devebakan) Mahmudé Hacali (Mahmut Devebakan), Abuzeré Delalé (Abuzer Kaya), Ahmedé Hacali (Ahmet Devebakan), Remoyé Kerro (Ramazan Devebakan) ve Hesené Xıdır (Hasan Devebakan)'ın değişik zamanlarındaki anlatımlarına dayanmaktadır.
Şeyhbızınilerin İlk Yurtları
Şeyhbızınilerin ilk yurtları Kuzey Irak'ın Süleymaniye şehrinin Bazan ilçesi ve çevresidir. Bazan'la ilgili olarak Kamus'ul Alam'da;
"Bazan, Musul ilinin Süleymaniye sancağında ve Süleymaniye sancağının 30 Km. kuzeybatısında bir kasaba olup Dicle'nin bir kolu olan bir küçük ırmağın kıyısında ve Süleymaniye'den Altunköprü'ye giden yolun üzerinde yer alır. 3 bin kadar nüfusu vardır. Bazan, Süleymaniye'nin kuzeyinde olup, İran sınırına yakın olan Sewke nahiyesiyle birlikte 159 köy ve 7 aşiretten oluşur. Toplam 10 bin kadar nüfusu vardır. Hepsi Müslüman ve Kürt'tür. Dağlık ve taşlık olan toprağı az ürünlüdür." Denilmektedir.
Rivayete göre, Hz. Muhammed döneminde Yemen valisi olan Bazan, aslen Şeyhbızıni'dir. Bazan, Hz. Muhammed'in çağrısı üzerine aşiretiyle birlikte ilk Müslüman olanlardandır. Emevi'ler zamanında Yemeniler Yemenden sürüldüler. Sürülenler arasında Bazan ve aşireti de vardı. O dönemde bu aşirete ebnalar denilmekteydi. Bazan ve aşireti gelip ilk yurtları olan Kuzey Irak'ın Bazan Bölgesine yerleştiler.
"Şeyhbızıni"nın Anlamı
"Şeyhbızın" kelimesinin, Şeyh Bazan'dan gelme ihtimali çok yüksektir. Bu kelime zamanla Şeyhbazın ve Şeyhbızın olarak birçok yerde kullanılmıştır. Kürtçe'de 'bazın' bilezik, 'bızın' keçi anlamındadır. Bir aşiretin isminin bunlardan gelme ya da bunlardan türeme olasılığı düşüktür. Yine de aşiretin geçimini keçi besleyerek sağladığı ve hayvancılıkla uğraştığı düşünüldüğünde "Şexbızın" adını buradan aldığı da düşünülebilir. Ancak Bazan'ın Hz. Muhammed döneminde vali olması, Müslümanlığı kabul etmesi, aşiretin adının da Şeyhbazan'dan gelme olasılığını yükseltmektedir. 1998 yılında 95 yaşında vefat eden Daroğun köyü sakinlerinden Hacaliyé Erebé Nofel (Hacı Ali Devebakan); köklerinin Hz.Muhammed dönemine dayandığını ve dedelerinin şex (şeyh) olduğunu defalarca belirtmiştir.
Batılı bir araştırmacı olan Mark SYRES; 19. yüzyılın başlarında yayınladığı Osmanlı İmparatorluğu'ndaki aşiretlerle ilgili eserinde Kuzey Irak'ta Şeyhbızıni aşireti mensuplarıyla tanıştığını belirtmiş, onların özelliklerini şöyle tarif etmiştir; "Şeyhbızıni 4.000 aileden oluşan, şamatacı, azgın, savaşkan ve soygunculuğuyla tanınan büyük bir aşirettir. İyi at binicisi ve çok zekidirler." (age)
Şeyhbızınilerin Anadolu'ya Gelmeleri
İran'da Safevi yönetimini ele geçiren Şah İsmail, Şii yayılmacılığı hareketini başlatmıştır. Kendisi de Şii Türkmenlerdendi. Şah İsmail, otorite boşluğu bulunan Kuzey Irak bölgesini kısa sürede ele geçirdi ve buraya Şii'leri yerleştirmeye başladı. Sünni olan Şeyhbızıniler, buradan göç ederek, Sünnilerin yoğunlukta olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine yerleştiler. Çoğunlukla Palu'yu kendilerine yurt edindiler. Ancak çok geçmeden Şah İsmail komutasındaki Şii Türkmenler Palu ve civarındaki tüm kaleleri ele geçirdiler. Bu sırada Trabzon valisi olan Yavuz Sultan Selim, Şii yayılmacılığını büyük tehlike olarak gördü. İstanbul'a dönerek babası II. Beyazıt'ı tahttan indirerek yerine geçti.
O dönemde Osmanlı Devleti ile Safevi Devleti arasında kalan Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi kendi başlarında idi. Bölge İdris-i Bitlisi'nin yönetimindeydi. İdris-i Bitlisi ile Yavuz Sultan Selim bir anlaşmaya vardılar. Buna göre; Osmanlı Orduları Şah İsmail'e saldıracak, Kürt Birlikleri de Şii Türkmenlerin elinde olan kaleleri kuşatacak, böylece arkadan saldırmalarını önleyecekti. Savaş sonunda zafer elde edilirse, bu bölge Osmanlı yönetimine geçecek, içişlerinde serbest olacak, kendi beyleri tarafından yönetilecektir. Yavuz Sultan Selim, arkasında Şeyhbızınilerin de bulunduğu aşiretlerin desteğiyle Şah İsmail üzerine yürür. 1514 yılında Çaldıran Savaşı'nda Osmanlı Ordusu, Safevileri ağır bir hezimete uğratır. Yavuz Sultan Selim, kendisine destek olan aşiretlere secere düzenler. Seccerede, bu aşiretlerin diledikleri Osmanlı toprağında ikamet edebileceği yazılıdır.Bu fermanların birkaçı Haymana Yenice Şeyhbızınilerinde mevcut olup günümüze kadar ulaşmıştır. Bu fermanlar herpadişah döneminde yenilenmiştir. Günümüze ulaşan fermanlardan biri Amed sancağı tarafından verilen 1780 tarihli I. Abdulhamit mührünü taşımakta, diğeri ise, Ankara sancağınca verilen 1815 tarihli II. Mahmut mührünü taşımaktadır. Doğudaki aşiretler Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı hakimiyetini tanıdırlar ve 1800'ün başına kadar kendi içlerinde bağımsız olarak yaşadılar.
1789'daki Fransız ihtilalı'nın etkisiyle doğu ve güneydoğudaki aşiretlerin pek çoğu ayaklanmaya başladı. Birçok yerde isyanlar patlak verdi. Osmanlıya bağlılıklarını gösteren bazı aşiretlere Osmanlı yöneticileri tarafından İçanadolu'ya göç edebilecekleri bildirildi. Orada daha rahat etmeleri için bu öneri getirildi. Bunun üzerine, Şeyhbızıniler ve diğer bazı aşiretler Palu'dan Haymana, Yunak, Cihanbeyli, Polatlı ve Şereflikoçhisar bölgelerine göç ettiler.
Kaynak: İrfan Gazetesi
Kaynak Linki:
http://www.irfangazetesi.com/kose-yazisi/518/siverek-seyhbizinileri.html
Kadın Giyimi: Daroğun Köyünde, özellikle kırk yaşın üzerindeki kadınlar geleneksel Kürt kıyafetleri giyerler. Başlarında, mavi veya hardal renginde bir puşi bulunur, puşinin çevresini beyaz renkli başka bir puşiyle sararlar. Elbise olarak ayak bileklerine dek uzun desenli kumaştan elbiseler giyerler. Genç kızlar daha renkli, uzun elbiseleri tercih ederler. Siverek şehir merkezine gittiklerinde kadınlar daha çok uzun palto ve başörtüsü giymektedir.
Erkek Giyimi: Şimdilerde genç erkekler, kot pantolon veya kışın sıcak tutan kadife kumaşlar tercih ederken daha yaşlı erkekler, gabardin şalvar, uzun kollu gömlekler, yelek ve ceket giymektedirler. Yakın zamana kadar yaşlı erkekler Siverek yöresine özgü sekiz köşeli şapka giymekteydi, ancak günümüzde çok azı şapka giymektedir.
EVLENME ADETLERİ
Daroğun Köyünde yaşayanların hepsi akrabadır. Dolayısıyla akrabalar arasında evlilik yaygındır. Gerçi yakın köylerde, farklı aşiretlerden veya şehir’den de kız isteme veya kız verme söz konusudur. Eski bir adet olan görücü usulü evlilik artık yoktur. Gençler evlenmeden önce mutlaka birbirlerini görmekte ona göre karar vermektedir. Gerçi yine söz büyüğündür. Büyükler karar verince gençlere de onlara uymak kalmaktadır. Eskiden tek tük görülen ‘Berdel’ de artık pek görülmemektedir. Köyde tek kadınla evlenmek esastır ancak zaman zaman bazı erkeklerin iki kadınla evlendiği de görülmektedir.
Daroğun köyü örf ve adetlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Yakın zamana kadar Daroğun köyünden dışarıya kız verilmez, yabancı kızlarla da evlenilmezdi. Bu adet aşiretin içine kapanık bir yapıda olmasından kaynaklanmaktadır. Ancak son 50 yılda bu gelenek bozulmuş, hem dışarıya kız verilmeye, hem dışarıdan kız alınmaya başlanmıştır. Evlenme çağına gelen delikanlılar anne ve babalarına doğrudan ‘Evlenmek istiyorum’ diyemezler bu ayıp sayılır. Yakın arkadaşlarına veya yakın akrabasına bir şekilde bu isteğini iletir, anne baba da gereğini yapar. Bazen ergen erkek evde annesinin yaptığı yemeği beğenmemeye, yıkadığı elbiseleri temiz görmemeye başlar. Bu da bir çeşit evlenme isteği sinyalidir. Kızların böyle bir söz hakkı yoktur. Genelde kızlar küçük yaşta evlendirilmektedir. Kızlarda evlenme yaşı ortalama 16 iken erkeklerde 18 yaştır.
Evlendirmeye karar verilen delikanlı için öncelikle yakın akrabadan kız aranmaya başlar. Annesi gittiği her yerde göz gezdirir. Konuk olduğu evleri inceler kendine uygun bir gelin adayı arar. Köyde oğluna uygun bir gelin adayı bulamazsa bu defa uzak akrabalar veya dostlar arasında kız aramaya başlar. ‘Oğlumu evlendireceğim, münasip bir kız bakıyorum,’ diyerek sağa sola haber bırakır. Sonunda oğluna uygun bir kız bulur ve kız isteme merasimi başlar. Kız isteme gününden önce kızın ailesine haber verilir. Sonra birkaç sözü dinlenen yaşlı ile birlikte kız istemeye gidilir. Kızın ailesi de gönüllü ise o gece istenecek altın veya eşyalar liste halinde oğlanın ailesine verilir. Onlar da kabul ederse nişan günü belirlenir. Nişan yapıldıktan sonra oğlanın kız evine gelip gitmesi ayıp karşılanır. Damat adayı kız evine gitmez. Düğünde hoca nikâhı dediğimiz imam nikahı kıyılır. Daha sonra Belediye Nikâhı denilen resmi nikâh kıyılır. Köyde düğünler genellikle üç gün sürer. Daha önceki yıllarda bir hafta sürmekteydi. Eskiden düğün gecesi damat kırsal bir alana bırakılırdı, birkaç arkadaşı da yanında olurdu. Sabahleyin atlara binip eve gelirdi. Şimdi bu adet yoktur.
Düğünler davul zurna eşliğinde yapılır, halayda erkekler ve kadınlar yan yana dururlar. Uzun bir halay eşliğinde düğün devam eder. Küçük veya büyükbaş hayvanlar kesilerek misafirler ağırlanır. Kına gecesi yapıldıktan sonra ertesi gün gelin erkek evine getirilir.
DAROĞUN MUTFAĞI
Daroğunda ayran çorbası, mercimek çorbası, bulgur ve pirinç pilavı, bostan salatası, cacık, mercimekli köfte, içli köfte, kenger yemeği, yeşil mercimek aşı, kuru fasulye, sulu patates yemeği, kavurma ve dolma en çok tercih edilen çorbalar, salatalar ve yemeklerdir. Çiğköfte hemen hemen haftada birkaç kez yapılmaktadır.
SERÊ SALÊ GELENEĞİ
Yakın zamana kadar kutlanan bir yılbaşı geleneğiydi. Genelde 13 Ocak’ı 14 Ocak’a bağlayan gece erkeklerden biri kadın kılığına girmekte diğer birkaç erkekle birlikte ellerinde tepsiler ve torbalarla ev ev gezmektedirler. Gittikleri her evde “Serê salê binê salê, Xwedê kurekî bide xwediyê malê” Yani, ‘yılın başı, yılın sonu Allah bir erkek çocuk versin evin sahibine’ diyerek güzel dilerlerde bulunmakta karşılığında eşya istemektedir. Ev sahipleri gönüllerinden ne geçiyorsa onu verirler.
Siverek’te Kalın ağaç mahalle - Siverek (Bucak bucağı) - Şanlıurfa
:Daroxin: Kürtçe Kurmamci
Darağun: TC Dâhiliye vekâleti: son Taksimatı
Mülkiyede Köylerimizin adları. TARİH:1928
Kürt-Sünni (Şêxbizinİ) yerleşimi
Siverek ilçesinde Şeyhbızınların bulunduğu tek yerleşimdir.
Koord: 37° 49' 9'' D, 39° 9' 9'' K
Tarihçe
Kalınağaç; idari bölüm olarak daha önceleri köy iken,
2012 yılındaki yasa değişikliğinden sonra mahalle olmuştur
Şeyhbızın veya Şıhbızın aşireti (Kürtçe: Şêxbizinî, veya Şêxbizin, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde Köysancak yakınlarında bulunan ana topluluğa ve Türkiye’de Haymana başta olmak üzere çeşitli yerleşimlerde, dağınık daha küçük topluluklara sahip bir Kürt aşiretidir.
Şeyhbızınlar Önemli nüfusa sahip bölgeler
Türkiye Türkiye
~45.000 (Haymana kökenli) Irak Bilinmiyor, Diller Soranice, Türkçe Din Sünni (çoğunlukla Şafii, bir kısmı Hanefi), bir kısmı Alevi
Aşiret mensupları, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde Soranice konuşurken; Türkiye’de olanlar Soranice’ye yakın olan ve Soranice’nin bu yörede zamanla değişikliğe uğramasıyla ortaya çıkmış bir şive olan Şeyhbızeynice’yi konuşmaktadırlar. Osmanlı arşivlerinde Şeyhbızın aşireti
Aşiretin ana yurdu Zap suyu kenarında bulunan, Süleymaniye şehrinin Bazan yerleşim yeri ve çevresidir.[5] Daha sonra Yemen’e göç eden aşiret, Yemen valisi Bâzân’ın etkisiyle İslamiyet’i kabul etmiştir. Bâzân Sasaniler’in son ve İslam devletinin ilk San’a valisidir. Aşiret Emeviler döneminde Yemen’den sürülünce tekrar Bazan’a dönemin valisidi
Aşiret, Kürdistan’da Osmanlılar ile Safeviler arasında gerçekleşen birçok savaşın arasında sıkışmıştır ve Şah İsmail ile Şeyhbızın lideri Qazî Hûseyîn arasındaki başarısız görüşmelerin ardından Safeviler tarafından Kerkük’e sürülmüşlerdir. Sürgünün nedeni aşiretin Sünni olmasıdır. Aşiret, Sünni Kürt aşiretleri ile birlikte hareket ettiği için, Osmanlı Kürdistanı’na yerleşmeleri I. Selim tarafından hoş karşılanmıştır. Çaldıran Muharebesi sırasındaki desteklerinden ötürü aşiret, istediği yere yerleşme özgürlüğü de dahil olmak üzere çeşitli ayrıcalıklar elde etmiştir. Aşiret üyelerinin geçici olarak Palu’da kaldıktan sonra Anadolu’ya doğru göç etmelerine izin verilmiştir.[5] 18. Yüzyılın sonlarına doğru aşiret kışın Haymana’da; yazın ise Antalya, Samsun ve Aydın civarında yaşamıştır. Anadolu’da günümüzde ağırlıklı olarak Ankara, Haymana, Erzurum, Oltu, Narman, Tortum, Diyarbakır, Elazığ, Varto, Palu, İzmir, Merzifon, Çarşamba, Sungurlu, İstanbul, Düzce, Sakarya-Akyazı gibi yerleşim yerlerinde yaşamaktadırlar.
Mark Sykes, 1908’de Kürt aşiretleriyle ilgili çalışmasında, Kerkük yakınlarındaki Şeyhbızın aşiretine mensup yaklaşık 4.000 aileden bahsetmiştir: Büyük ve savaşçı bir aşiret, kavgacı ve sert mizaçlılar. Bölgede haydut olarak tanımlanırlar. Mükemmel at biniciler. Çok zekiler, Martini-Henry tüfeği yapmaktalar. Kışın köylerde, baharda köylerinin çevresindeki çadırlarda yaşarlar.
Pek çok Şeyhbızınlı Peşmerge olarak Irak-Kürt çatışması sırasında Kürt lider Mustafa Barzani’nin yanında savaşmıştır.
Öğrenciler tüm aşiretlerin isimlerini tek tek araştırarak Aşiretlerin isimlerini, nerde ikamet ettiklerini hangi dilleri konuştuklarını ve mezheplerini yazdı.
Diyarbakır Dicle Üniversitesi öğrencilerinin hazırladığı tezin kitap haline getirileceği öğrenildi.
İşte o aşiretler;Seyhbizin aşireti, Siverek Daragon köyu ve Siverek merkez. Kürtçe konuşurlar ve Safi mezhebindeler.
Merhabalar. Osmanlıdan Günümüze kadar gelen halen de devam eden Siverek Kalınağaç ( Daroxin) merkezli Şeybızın aşıreti için www.seyhbizin.org web sitesini kurmuş bulunmaktayız. Web sitemiz, Sayın Serhat DEVEBAKAN'ın girişimleri ve destek verenlerimizin destekleriyle 2021 yılının Temmuz ayında yayın hayatına başlamıştır.
Web sitemizin kuruluş amacı, Dünyanın her yerinde bulunan Şeyhbızın toplulukları arasında iletişimi sağlamak, fikir iş birliğinde bulunmak , yardımlaşma ve dayanışmayı güçlendirmektir. Web sitemiz üzerinden Şeyhbızın toplulukları için son gelişmeleri takip edebilir iletişime geçebilirsiniz. Destek verenler içinde bulunarak siz de topluluğumuza destek verebilirsiniz. Destek verenlere özel sitemizde sayfa açılacak olup onlarla direk iletişime geçebileceksiniz.
Şeyhbızın Aşıreti, dünyanın her yerine yayılmış üyeleriyle birlikte güçlü bir aşırettir. Web sitemizle tüm dünyaya açılarak kısa sürede topluluklarımızla bağlarımızı güçlendirmek istiyoruz
Serhat DEVEBAKAN
Web Sitesi Sorumlusu
Belge özeti Harput eyaletine bağlı Çermik Ergani ve Siverek kazalarındaki Şeyh Bezenli ve izoli Aşiretlerinin maktuan Diyardakirli Ksaım Ağaya tahsis kılındığı (8,Anadolu)
YER BİLGİSİ:19-7
BELGE TARİHİ:H-27-11-1263
KURUM :MLV
Maruzu çakeri kemineleridirki malı mirileri diyarbekir eyaletine marbut olarak Harput eyaleti dahilinde vaki meadini hümayün kaymakamlığı kazalarından çermik Ergani ve Siverek kazalarında heyme neşin olan şeyh bizini ve izolli aşiretlerinin işbu 63 senesine mahsuben dahi tahsili lazım gelen mali mirileri maktuen diyarbekirli kasım ağa uhdesine ihale kılınmış olduğundan maidine-lazımenin icrası keyfiyeti diyarbekir valisi altı fetulu paşa hazretleri bizleri tarafına inha ve izhar olunmuş ve mucibince icap hali meadin hümayun kaymakamı saadetli paşa (bizlerin) bildirilmiş o haseple ağayı merkum hakkında mahelerince muavenet olunmakta ise de Ankara eyaleti dahilinde vaki haymana kazasından geçen sene zikir olunan çermik kazasına gelmiş olan şeyh Selahattin cemaatinden dahi ağayı merkum beher hane için 11 kuruş mali miri mutalebe etmekte olduğuna ve kendilerinin diyarbekire irtibatı ve mali miri vergilerin vuku olduğundan başka evladı sadatten bulundukları cihedle dahi nezle avarız bağlı arazileri olduğu halde tekelif mutalebe olunmamak babında yetlerinde mutaadid fermani ali ve senedadı sabine bulunduğuna bina inen ağayı merkum vaki olan müdahalesin mene ve zikik olunan çermik kazasında iskanlarıyla ziraat ve hirasefle meşgul olmak ve icap eden vergi ve huşurlerinin kazayı mezkur mal sandığına eda eylemek üzere haklarında mürafai mıhta diyenin icrası hususları cemaat mezkure eden Harput meclisine gelen çend nefer kesan tarafından ifade ve istidai olunmuş ve o aralık kaymakam muşarun deyn bizleri diğer maslahati mühimme zımnında Harput a gelmiş olduğunda meclisi mezkura i celile hususi meşkurun sureti hüsnü tesviyesi müzakere olduğuna göre iş bu şeyh Selahattin cemaati Ankara havarisinde kalan mahsulattan naşi 63 kadar hane litain eclit tabir geçen sene haymana tarafından mezkur çermik kazasına gelmişler isede kendilerinden vergi olarak bir şey mutalebe olunmaması ve bir defa mutada kaza i mecbura icrai iskanları ile ziraat ve hirasetle meşhur oldukları halde mahallince bergune mahzud olmayıp bu hüsnü mürettebe muhsanatı müstezil görünmüş ise de bunların bermin vali muharrer haymana tarafına vergiyi mahsuseleri ve ziraatça bergune menfaatleri olup ol dahi bilinmememsi ve o halde cemaati meskun enin öbür aşiretlerden adet ve itibarı ile merkum kazım ağanın mali miri mutabelesi muvafıkı usul olamayıp bunlardan bermin vani muharrer Ankara eyaletine derkar olan irtibatı eyalet beyninde tasfiye olunmadıkça el hare tu haziyi sakin oldukları Harput eyaletinden dahi mutalebesi haiz olmayarak mahellerine bile iadesi lazım geleceği derkar bulunmuş olduğundan keyfiyetin ol emre haki payı ulyayı harputenalerinin istizani ile bahdehu mütallik buyrulacak emru iradei seniyeyi asfiyaneleri mücebince zikrolumuş ve ol vakte kadar der uhdeci-i merkum kasım ağanın cemaatin mezbureden birşey mutalebe etmemek üzere burasının dahi valiyi müşerün ileyh hazretlerine inha ve izbar kılınmış meclisi mezkure münasip görülerek keyfiyet ol ve cihle valiyi muşarun ileyh ile hazretlerine işhar muşarun ileyhine bu canibe gelen adamlar dahi birlikte tesyar olunmuş ve cemaati ezkurenin istidalleri vech ile zikrolunan çermik kazasında kalıp emri ziraat ve hiraset le meşgul olmak ve icap eden vergi ve hüşülleri kaza-i mezbur tarafından alınmak üzere sureti iskan ve ivaleri ankara eyeletince mahzurden salim olmadığı ve nezdıalilere temsil buyrulduğu halde ana göre icrai iktidasına iktidar olunmak için keyfiyetin tarafı abidanemize ve valiyi muşarun ileyh hazretleri ile ankara mutasafıtı saadetli paşa bizleri canibine emir iş-arı veya cemaat mezkurenin yine haymana tarafına iade ve ircai mutlaka emru celilei ve kafet fenailerin müşarun bulunmuş ve o babta ve o halde hazreti veliyyul emr
Tarih: 5 Mayıs 1876
Harput Valisi Muhammed Şükrü Beg
Seyyid Ali Beg Çeviri: M. Selim Acarlar
Konya ve Sivas sancaklarında bulunan on iki boy Kürt aşiretinin Yozgat Ankara ve Kayseri’de uygun kaza köylere yerleştirilmesi esnasında vuku bulan olaylar
Yer bilgisi:13-99 Kurum:A.AMD.
Belge tarihi:h-29-12-1265

Kerkük ve Süleymaniye dahilinde öteden beri birbiri aleyhinde tecavüzattan geri durmayan Şivan ve Hemvendilerden Şivanlılardan Kerkük’ün Şeyh Bizini Aşireti le birleşerek Hemvendilere hücum edip bazı karye ve hanelerle hükumet konağını yakarak telefata sebebiyet verdikleri(Musul)
Yer Bilgisi:227-25 Kurum:DH.ŞRF.
Belge Tarihi:R-26-06-1314
Şeyh Bizini cemaati:
Çermik ilçe – Çermik – Diyarbakır
K1579 Şer: Çermûg
E1100: Çermug [ Erm “ılıca” ]
20. yy başında kısmen Ermeni yerleşimi.
Eski çağda Abarne, daha sonra Valarsakoupolis adını taşımıştır.
© 24.10.1821 Tuna sahillerinde bina olunan kaleler masrafı için üçe ayrılan Şeyh Bezinli aşiretinin
Çermik’teki kısmının hisselerine düşen beş yüz kuruşu miriye teslim eyledikleri.
Diyarbekir 2 Numaralı Ahkâm Defterindeki bir belgeden bölgede yaşayan ve Karacadağ ile
Bingöl yayları arasında konar-göçer hayat sürdüren Şeyh Bizini Aşireti taifesi Eğil, Ergani ve Çermik
Hâssı Siverek köylerinde hayvanlarını otlak resmini ödemek şartıyla yörenin otundan, suyundan
faydalandıkları anlaşılmıştır
KAYNAK: ELA REKAN AŞİRETİ