Şeyhbızın Aşıreti

Şeyhbızın Aşıreti

Derleyen ve Yazan Serhat SÜVEYDA

BEZEYNİ (ŞEYH BİZİNİ) DİL TARİH VE GÖÇ

ÖZET

DİL Bezeyni(Şeyh Bizini), şu ana kadar hâkimiyet altında olan bir nüfus grubunu veya dili ifade eder. Bezeyni diliyle igili dilbilimsel araştırmalar günümüzde hala yeterli düzeyde değildir. Bezeyni’nin özellikle ilginç bir özelliği bağımsız bir Kürt dili olmasıdır.. Hem telaffuzu kolay hem de Orta Pers dili özelliklerine sahiptir ve güneydeki dillerle benzer özellikler taşır. Kürtçe, Gürani, /Hevramani, Zazaki/ Dimilki, Sorani ve ayrıca Kurmanci dilleriyle benzerdir.

TARİH VE GÖÇ

Bezeyni(Şeyh Bizini) Kürtlerinin tarihi Orta Çağ’ın başlarına kadar uzanmaktadır. Bezeyniler, farklı dönemlerde olmak üzere günümüz yerleşim bölgeleri olan İç Anadolu, Karadeniz ve Marmara Denizi kıyıları, Doğu ve Güneydoğu’nun yanı sıra İran ve Irak gibi çok çeşitli göç güzergâhlarını kullanmışlardır.

ÖZET (KURDİ BEZEYNİ(ŞEYH BİZİNİ)

Bazaynî (yân jî Şêx Bızınî) nâwî xalkî yân jî zwânî ka hatâ îmıro la lây zwânnâsî nahâtıge nâsândın û la bânê yakın kârkırdın. La hâlî ka la bâbatı zwânnâsî şünî Fıra mûhîm dalgırî: La lây zwânnâsî, Bazaynî da nâwı zwângalê Kurdî la sarê xwayê zwânî astın. Gorândinê dang la zwânê Bazaynî ham wardı zwânê Pârtî û ham jî wardi zwânê Fârsiyê Nâwrâst hampârîgalê hastin. Hamrangîyê zwânê Bazaynî gordı Kurdîyê Xwârıg, Gûrânî/Hâwrâmî, Sorânî û Kurmâncî astın û xanca awa wardı Zâzâkî/Dımılî jî. Târîxê Bazaynî hatâ sarê sardameyi nâwîn dıtânîn wînîn. Ve îhtîmâlî gawra hâtınîyân ve cîû şüngalı îmroyînıyân (la Ânâtolıyâyî Nâwrâst, gırdı Daryâyê Sîya û Mârmârâ û la hanî şêrgalı xorhalât û xorhalâtı vâşûrê Ânâtolıyâ û Irak) la tâwgalı û rîgalı cîgî wî astın. Wa aya hâli wılâgwîn û dıâspora la xorhalâtı nâwârst râ Bazaynî la war çêw astın. Îmiro Bazaynîgal la Awrupâû wa tâybatî la walâtgalı âlmânîzwân zındagî dikarın. Ârmâncê ay nüsâna dîyârkırdınê târıxê kûčkırdın, tâybatmandîgelı zwânı Bazaynîgal astın ka, hatâ îmrô ve zılâlî nîyâya ve zanistın.

Günümüze kadar Şeyh Bezeyni Kürtlerinin tarihi ve dili ile ilgili araştırmalar yetersiz olmakla birlikte tarihi kaynaklara göre Bezeyni aşireti konfederasyonunun varlığına ilk kez Fars eyaletinde (bugün İran’da) rastlanılmıştır. İbn-i Sina gibi Orta Çağ İslam- doğu coğrafyacıları ve tarihçilerinden edindiğimiz bilgilere dayanarak 820-1229 yılları arasında Bezeyni(Şeyh Bizini) Kürtlerinin varlığına diğer Kürt kabilleriyle birlikte Fars’ta İslamin yayılmasından önce ve sonra İsfihan’da(bugün İran) rastlanıldığı bilgisine ulaşmaktayız. Buna karşılık Osmanlı belgeleri(Başbakanlık Osmanlı Arşivleri) Bezeyni kabillerinin çok daha yakın tarihte ortaya çıktığını belirtmektedir. Yani Çaldıran Muharebesi (1514) Cezirat ‘Umar bölgesinde(Bugün Suriye, Irak ve Türkiye sınır bölgesinde) görüldüğü arşiv belgelerinde görülmektedir. Bezeyni dili yakın zamana kadar da kör bir noktadaydı. Bezeyni’nin ilk gramer çalışmalarını Mahmud Lewendi ve Mehmet Özkök başlatmıştır. Türkiye’deki saha araştırmaları kapsamında Almanya’da kapsamlı dil verileri toplandı. Şu ortaya çıktı ki Bezeyni’nin fonolojik ve morfolojik özellikleri incelenince arkaik özelliklere de sahip bir dil olduğu görülmüştür.

Bu Çalışmada Kabile ve Yer Adları Ele Alınmıştır

İlgili kaynaklardan edindiğimiz bilgiler neticesinde Bezeyni ismi Orta Çağ’dan gelmektedir. Bezeyni ismine özellikle yakın dönemde oluşturulan tarihi kaynaklarda rastlamaktayız. Bununla birlikte 9. Yüzyıldan kalma Orta Çağ İslam-doğu eserlerinde zaten vardı fakat Arapçanın farklı transkripsiyon özelliklerinden kaynaklı Osmanlı Arap alfabesinden çeviri dillerine Bezeyni adı 13.Yüzyıla kadar çok farklı şekillerde çevrilmiştir. Örneğin Bazandjan, Bazinjan, Bazencan ve Bazüyan şeklinde görülmektedir. İlk olarak İsfahan’dan Kirmanşah’a(İran) göç sırasında ve daha sonra Germiyan(Irak) aşiret konferadasyonu Bezeyni, veya Şeyh Bizini anlamında kullanılmıştır.

Coğrafi Dağılımı

Türkiye’deki Bezeyni (Şeyh Bizini) Kürtleri geleneksel olarak aşağıdaki bölgelerde bulunmaktadır.

Orta Anadolu’da Ankara ili Haymana ilçesi otuz köyden fazla, Polatlı ilçesi, Karaman ili, Konya ili Kulu ilçesi, Kırşehir ili Mecidiye ilçesi ve Yozgat ili Bozok ilçesi

Karadeniz kıyısında Sinop ili Boyabat ilçesi, Amasya, Artvin, Çankırı, Çorum illeri Kastamonu, Samsun, Gümüşhane, Tokat ve Trabzon.

Marmara sahili Sakarya ili Adapazarı ilçesi, Bolu ili.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Adıyaman ili Kâhta ilçesi, Kars ili Çıldır ilçesi, Van ili Erciş ilçesi, Urfa ili, Erzurum ve Diyarbakır.

Bölgelere Göre İsimleri İran, Irak ve Türkiye toprakları arasında başka isimler de vardır. Bunlar, Tapan, Palani veya Palangani, Xewend veya Hewedani ve Lerani gibi kabile isimleridir. Bu kabilelerin Türkiye’de yaşamış olduğu ve Bezeynilerin alt boyları olarak anıldığı literatürde belgelenmiştir. Osmanlı belgelerinde. Tabanlu aşireti (1518-1530), Milli kabile konfederasyonunda ve onun bir alt kabilesi olarak Mardin’in birçok bölgesinde Şah Pıştı kabilesi, Liva Amid’da Palani Suku (1530), Irak Kaneqinde Palani, Liva Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde Hevanlu, Kuzeydeki Hevadan İran, Kalhor kabilesi topluğundaki Larini Kermanşah İran, Ankara’da Tabanlı, Heivanlı ve Leranlı’nın yanı sıra Ankara’daki Şeyh Bizinli alt aşiretleridir.

Göç

Göç yollarında kullanılan çeşitli isimlerden ve çevirilerden hareketle Bezeyni(Şeyh Bizini) Kürtleri Türkiye bölgesine farklı dönemlerde göç ettikleri muhtemeldir. Göç rotası muhtemelen Şehrizor İran- Irak sınır bölgesi ve Jazirat ibn’ Umar Suriye, Irak, Türkiye sınır bölgesine doğrudur. Osmanlı Devletinin göçebe iskân politikasından dolayı Bezeyni Kürtlerinin bir kısmı Ceziret ibn Ömer bölgesinden Elazığ ve Malatya üzerinden bunların yanı sıra İç Anadolu’ya kışlak ve yaylak amacıyla yerleşmişlerdir. Hüttroth ve Özlüye göre bu göçler 18.Yüzyılın sonlarında gerçekleşmiştir. Ankara, Kırşehir’de yaylak ve kışlık kamplarını kuran Şeyh Bizinli aşiretinin bir kısmı Nevşehir, Çorum, Konya, Sivas ve Yozgat illerine ve Haymana, Düzce’ye 1790 yılı civarında yerleştiler. Hüttroth, 1886 yılında Düzce Ovası’nda Yaşlı bir Kürt’le karşılaşır ve atalarının 150 yıl önce buraya göç ettiklerinden bahseder.

Cezirat İbn Ömer Bölgesi

Cezirat İbn Ömer bölgesi için Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde aşağıdaki kabile isimleri de verilmiştir. Bunlar, Mardin’de Şeyh Bezdeni, Şah Pıstı, Tabanlu, Amid ile Bolin Sancağı’nda Şah Bastı, Şeyh Bizini, Kemah Sancağı’nda Bezeni isimleri olmak üzere farklı şekillerde geçmektedir.

Siverek Bölgesi

Siverek Sancağı Oşun Nahiyesinde Bizani Şeyhbızın Aşireti'nin Osmanlı dönemindeki varlığına dair en somut bilgi, 1608-1752 tarihinde Osmanlı arşivlerinde yer almaktadır. Bu kayıtlara göre aşiret, Siverek sancağına bağlı Oşun Nahiyesinde yaşamaktaydı. Bu belge, aşiretin o dönemdeki yerleşim düzenini ve bölgeyle olan güçlü bağlarını gözler önüne sermektedir. Yazılı belgelerin yanı sıra, sözlü anlatılar da bu tarihin daha geniş bir perspektiften anlaşılmasını sağlamaktadır. Xırabasor köyünün son sakinlerinden biri olan Mehmet Tor, Şeyhbızın Aşireti'nin 1608-1752 yılındaki varlığına dair dikkat çekici bilgiler sunmuştur. Dedelerinin o dönemde Oşun Nahiyesinde yaşadığını aktarmış ve bu bilgi, Osmanlı arşiv verileriyle desteklenmiştir. Mehmet Tor'un aktardığı bu bilgiler, aşiretin o dönemdeki sosyal ve ekonomik hayatına dair ipuçları vermektedir. Siverek'e bağlı Xırabasor köyü, 1608-1752 da Oşun Nahiyesine bağlı bir yerleşim olarak aşiretin yaşam alanlarından biriydi. Ancak günümüzde bu köy, inşa edilen bir baraj nedeniyle tamamen sular altında kalmıştır. Mehmet Beyin torunun anlatımı ise 1925 yılında Çukurova bölgesine göçtüklerini söylemektedir. Bizani Şeyhbızın Aşireti’ne aynı dönemde Şanlıurfa ili Suruç ilçesi, Elazığ ili Palu ilçesi aynı isimle rastlanmaktadır. Ayrıca Şeyh Bizini aşireti ismi Erzurum Tortum’da geçmemektedir. Diğer birçok bağlantının hala incelenmesi gerekiyor.1

Osmanlı arşiv taramalarında ve araştırma tezlerinde karşılaştığımız belgelerde Şeyh Bizini aşiretinin Siverek bölgesinde bulunduklarını varsayımdan öte var olduğunu görüyoruz. Bezeynilerin Bismil Seyit Hasan köyü Seyyid Battalgazi Ocağına tabi olduklarını Osmanlı arşiv belgeleri doğrulamaktadır. Ocağın kurucusu Şeyh Selahaddin’dir Diyarbakır Ergani, Çermik ve Siverek bölgelerindeki Şeyh Bizini ve Şeyh Selahaddin Cemaati(Seyyid Battalgazi Ocağı)ile birlikte 1800’lerin başında Konya ve Haymana taraflarına sürgün edilmişlerdir. 1840’lardan sonra Diyarbakır ve Siverek bölgesindeki Şeyh Bizinilerin Seyyid Battalgazi Ocağı ile bağlantıları kopmuştur.2

Yine Diyarbakır bölgesinde karşılaştığım Osmanlı arşiv belgelerinde Vergi ile ilgili belgede Şeyh Bizini aşireti geçmektedir. Dağınık bir halde ve geniş bir sahada hareket eden aşiretlerin vergide bir mukataa haline getirilmek suretiyle toplanmaktaydı ve bunların gelirleri de Diyarbakır voyvodalık mukataasının gelirleri arasındaydı. Bunların arasında Şeyh Bizini aşiretinin mukataası ve bölgede bulunan diğer aşiretlerin mukataası Diyarbakır voyvodalığına bağlıydı3

Günümüzde Haymananın Yenice(Sındıran)kasabası sakinleri Palani olduklarını söyler. Ama bunu kendilerinin Palu’dan geldiklerine atfederler. Yine Şeyh Bizinileri ayrı başlıkta ele almış, Koye(Koysancak) nehrinin güneyinde yaşayan tamamı Sünni 600 aile ve göçebe olduklarını ve mezheplerinin Şafii olduğunu belirtirler. Harput eyaletine bağlı Çermik, Ergani ve Siverek kazalarındaki Şeyh Bizinili aşiretinin maktuan Diyarbakırlı Kasım Ağa’ya tahsis kılındığının yazılı olduğu belge Ergani ve çevresine bazı aşiret bilgilerine ulaşabilmekte ve bu bilgiler sınırlı derecededir. Bu durum birçok aşiretin bölgeden ya dağıldığını ya da yerleşik konuma geçtiğini desteklemektedir. 1817’de aşiretlerin Ergani ve Çermik kazalarında yaşadığı ve bu aşiretlerin yarısının haymenişin(çadırda yaşayan) diğer yarısının ise ziraat ile iştigal eden yerleşik bir durumda oldukları vurgulanmaktadır. Nüfus defterlerinde de geçtiği üzere 19 Yüzyılın ikinci çeyreğinde, yine bölgede Şeyh Bizin aşiretinin haymenişin(çadırda yaşayan)olan kitlesi bulunmaktadır fakat bu dönemlerde Ergani’de birçok aşiret kitlesi yerleşik konuma zaten geçmiştir veya son dönemlerde iskân edilmişlerdir. Aşağıda Ergani nüfus defterlerinde geçen nahiye isimlerine ve bunlardan bazıları olan aşiretsel isimlere yoğunlaşılacaktır. Ergani nüfus defterleri aşiret ve iskân 1835-1849 yıllarında bazı konargöçer, yarı göçer, yarı yerleşik aşiretlerin nüfus bilgileri spesifik olarak bu aşiretlere münhasıran hazır edilen nüfus defterlerine yansıyabilmektedir. Ergani’de çoğunluğu yerleşik olan aşiretler ile ilgili 19.yüzyılda nüfus defterleri dışında spesifik bir aşiret nüfus defterine rastlanmamaktadır. Ergani’deki aşiretlerin nüfus bilgileri bu sebeple yalnızca Ergani Müslim defterlerine yansıdığı kadarı ile anlaşılabilmektedir. 1835 yılı Ergani ile ilgili nüfus defterine göre bu yılda Ergani’de çok sınırlı derecede konargöçer aşiret bilgisi bulunmaktadır. 20.yüzyıla ait bazı kaynaklarda ismi aşiret olarak vurgulan nahiye ve karye isimleri bu defterde geçmektedir. 20.yüzyıl kaynaklarında ismi aşiret olarak geçen nahiyeler; İlyan, Kılleş, Hesaran ve Gevran nahiyesi bu nahiyelerdeki nüfusun birçoğu yerleşik çiftçidir, yine de az da olsa konargöçer gruplar bu nahiyelerde kayıtlıdır. Hesaran nahiyesinde 2039 kişi kayıtlı olup bunun yalnızca 40 kişisi Şeyh Bizinili göçedir. Killis nahiyesinde 2742 kişi kayıtlı olup 386 kişi ile kayıtlı göçer Hüseyin kâhya ismiyle yerleşik olmayan bir grup kayıtlıdır. Aynı yıl tarihli bir diğer Ergani Müslim nüfus defterinde ise Hesaran nahiyesi içerisinde ise yalnızca Şeyh Bizini göçer olarak 13 hane 39 erkek nüfus ile kayıtlıdır. Hesaranın toplam nüfusu ise 2035 kişidir.4

Sonuç

1. Bezeyni (Şeyh Bizini) Dili Bezeyni dili, Kürt dillerinden bağımsız ve arkaik özelliklere sahip bir dil olarak öne çıkmaktadır:

• Köken ve Özellikler: o Kürtçenin farklı lehçeleri olan Gorani, Zazaki, Sorani ve Kurmanci ile fonolojik ve morfolojik benzerlikler göstermektedir.

o Orta Pers dili özelliklerini taşır ve Güney Kürt dilleriyle benzer bir yapıya sahiptir.

o Telaffuz açısından kolay ve sade bir yapıya sahiptir.

• Araştırmalar:

o Dile ilişkin ilk kapsamlı çalışmalar Almanya’da Mahmud Lewendi ve Mehmet Özkök tarafından gerçekleştirilmiştir.

o Dil, arkaik unsurlar barındırmakta ve tarihsel olarak az incelenmiştir.

2. Tarih ve Göç Bezeyni (Şeyh Bizini) Kürtlerinin tarihi, Orta Çağ’a kadar uzanmaktadır:

• Köken ve İlk Kayıtlar:

o Fars eyaletinde, özellikle İsfahan bölgesinde, 9. yüzyıldan itibaren tarihi kayıtlarda aşirete rastlanmaktadır.

o Orta Çağ İslam coğrafyacıları ve tarihçileri, Bezeyni aşiretinin 820-1229 yılları arasında Fars bölgesindeki varlığına değinmişlerdir.

• Osmanlı Belgelerinde Aşiret:

o Çaldıran Muharebesi (1514) sonrası, Ceziret ibn Ömer (bugünkü Türkiye, Suriye ve Irak sınır bölgesi) civarında varlık göstermiştir.

o Osmanlı’nın iskân politikaları sonucunda, Bezeyni aşiretine ait grupların İç Anadolu, Elazığ ve Malatya bölgelerine göç ettiği kaydedilmiştir.

Göç Rotaları:

o Göç yolları, İran-Irak sınırındaki Şehrizor bölgesinden başlayarak, Ceziret ibn Ömer bölgesine, ardından İç Anadolu’ya yayılmıştır.

o Aşiretin farklı göç aşamalarında Türkiye’nin İç Anadolu, Karadeniz ve Marmara bölgelerine yerleştiği belirtilmektedir.

3. Coğrafi Dağılım Bezeyni aşireti, Türkiye’de geniş bir coğrafi alana yayılmıştır:

İç Anadolu Bölgesi:

o Ankara (Haymana ve Polatlı), Konya (Kulu), Karaman, Kırşehir (Mecidiye), ve Yozgat (Bozok).

• Karadeniz Bölgesi:

o Sinop (Boyabat), Amasya, Çorum, Artvin, Kastamonu, Samsun, Gümüşhane, Tokat ve Trabzon.

• Marmara Bölgesi:

o Sakarya (Adapazarı) ve Bolu.

• Doğu ve Güneydoğu Anadolu:

o Adıyaman (Kahta), Şanlıurfa (Suruç), Diyarbakır, Van (Erciş), Erzurum ve Elazığ (Palu). 

4. Tarihi ve Sosyal Belgeler

• Siverek Sancağı ve Oşun Nahiyesi:

o 1608-1752 yılları arasında Osmanlı belgelerinde, aşiretin Siverek bölgesinde yaşadığı kaydedilmiştir.

o Siverek’e bağlı Xırabasor köyü, aşiretin önemli bir yerleşim alanıydı, ancak günümüzde baraj nedeniyle sular altında kalmıştır.

o Sözlü anlatılara göre, Xırabasor’dan göç edenler Çukurova bölgesine yerleşmiştir.

• Vergi ve Nüfus Kayıtları:

o Osmanlı arşiv belgelerinde, Bezeyni aşiretinin vergi düzenlemelerinde yer aldığı ve Diyarbakır voyvodalığına bağlı olduğu belirtilmiştir.

o 1835 tarihli Ergani nüfus defterlerinde, Hesaran nahiyesinde 13 haneden oluşan Şeyh Bizini aşiretine dair kayıtlar bulunmaktadır.

• Aşiretin Sosyal ve Ekonomik Durumu:

o Aşiretin bir kısmı göçebe (haymenişin), bir kısmı ise yerleşik çiftçi olarak yaşamını sürdürmekteydi.

o 19. yüzyılın ikinci çeyreğinde Ergani’de birçok aşiret yerleşik hale gelmiştir. 

5. Göçmen Politikaları ve Diaspora • Göçlerin Nedenleri:

o Osmanlı’nın iskân politikaları ve aşiretlerin hayvancılık ile tarım arasındaki geçiş süreci, göçlerin temel nedenlerindendir.

o 18. yüzyıl sonlarında, aşiretin bir kısmı Haymana, Düzce, Nevşehir, Çorum ve Yozgat’a yerleşmiştir.

• Diaspora:

o Günümüzde Bezeyni aşireti, Türkiye dışında özellikle Avrupa’da, Almanya başta olmak üzere varlığını sürdürmektedir. 

6. Aşiret İsimleri ve Alt Gruplar

• Farklı Coğrafyalarda Kullanılan İsimler:

o Tapan, Palani, Hewedani, Lerani gibi alt kabile isimleri kullanılmaktadır.

o Osmanlı belgelerinde, Tabanlı, Şah Pıstı ve Hevanlı gibi isimlerle de anılmıştır. 

Kaynaklar ve Çalışmalar

• Akademik dergiler, Osmanlı belgeleri ve sözlü tarih anlatıları dosyada önemli referans noktalarını oluşturmuştur.

• Göç yolları, dil özellikleri ve aşiretin tarihi bağlamında daha fazla araştırma yapılması gerektiği vurgulanmaktadır.

KAYNAK

1. Wiener Jahrbuch für Kurdische Studien 5 2017

2. https://candname.com/tr/?p=22449

3.https://dergipark.org.tr/tr/pub/dtcfdergisi/issue/66788/1044395

4. https://birnebun.eu/orta-anadolu-kurtlerinin-tarihteki-izleri/

Pazartesi, 25 Ekim 2021 04:56

fermanlar

OSMANLININ YİĞİT SAVAŞÇILARI.. SELAHADDİN-İ EYYUBİNİN TORUNLARI..

Çaldıran Savaşından sonra Osmanlı Ordusunda görev alan Şeyhbızın Aşireti 1514 den sonra Kerkük,Süleymaniye ve Hanekin'den kervan ve kafilelerle Şeyh Hüseyin isimli liderleri ile önce Siverek' e yerleşmişlerdir.Aşiret Türkiye nin en büyük aşiretlerinden birisidir.Bölgede Kerküklü (Kerkuki)olarak anılan köylülerin ataları Yavuz Sultan Selim Han Ordusunda lider aşiretlerdendir. Çaldıran savaşında Sünni-Hanefi olmalarından dolayı Osmanlı ordusunda Şah ismail e karşı savaşan aşiret kahramanalıkları ile Çaldıran Savaşının kazanılmasında büyük pay sahibidir.Aşiret Selahaddin Eyyubi ve İdris Bitlisi ile de yakın akrabadır.Şeyhbızın aşireti(Murathanoğulları) Osmanlı tarafından verilen ferman ve secerelerle Adıyaman,Kahta,Urfa,Siverek,Ahlat,Erciş,Muş,Diyarbakır,Maraş,Elazığ,Erzurum,Çukurova,Antep,Rakka ,Düzce, Konya ve Ankara yaylalarını Karakeçileri ile birlikte yazlık ve kışlak olarak vergisiz kullanma hakkına sahip olmuşlardır. Konar-Göçer yaşayarak hayvancılık ve çiftçilik yapan bu savaşcı ve cesur insanlar Anadolunun ortasında yerleşmeye karar vermiş Hanekin,Süleymaniye ve Kerkük kökenli Lekler (Şeyhbazani-Şeyhbızıni-Murathanoğulları,Şeyhan,Şahbaz,Şeyhbızeyni adıyla da anılırlar)tarafından 1850 yılından sonra Dereköy de köyün ilk sakinleri yerleşmişlerdir. Lekler (Şeyhbızıniler)Horasani(İran Horasan-Türkmenistan)Turani bir kavimdir.Bölge sakinlerinin ilk yerleşimi Dereköye olmuştur.Dereköy,Karaömerli(Mandıra),Sarıgöl,Durutlar;Erıf ve Polatlı'nın Kayabaşı köyleri birbirine yakın akrabadır,bu köylerden Düzce'ye cumhuriyetin ilk yıllarına kadar göçler olmuştur.Osmanlı vilayet salnamelerinde ve devlet arşivlerinde köy ahalisi ve aşiretin seceresinden övgü ile bahsedilir. (Prof.Dr.Cevdet TÜRKAY) Haymana Yenice Fermanı-1 ve Tercümesi 1756 tarihli Haymana Yenice(Gözgöz)lilerin atalarına verilmiş ferman(I.si)

Tercümesi OSMAN b. MUSTAFA HAN el-MUZAFFER

DAİMAN DÜSTUR-İ EKREM MÜŞİR-İ EFHAM NİZAMÜ’L-ALEM MÜDEBBİRU UMURİ’L-CUMHUR Bİ’L-FİKRİSSAKIB MÜTEMMİMÜ MEHAMİ’L-ENAM Bİ’R-REYİS-SAİB MÜTEMMİMÜ BÜNYANİ’D-DEVLETİ VE’L –İKBAL MÜŞŞEYİDÜ ERKANİ’S-SEADETİ VE’L-İCLAL EL-MAHFUF Bİ SUNUFİ AVATİFİ’L-A’LA DİYARBEKİR VALİSİ VEZİRİM(boş)NİN EDAMALLAHÜ TEALA İCLALEHÜ… AMED SANCAĞINDA VAKİ’MEVLAN (boş) KADISI ZİDE FAZLÜHÜ TEVKİ’-İ REF’-İ HUMAYUN VASIL OLUCAK MALUM OLA Kİ KAZA-İ MEZBURE TABİ(boş) NAM KARYE SAKİNLERİNDEN SADAT-I KİRAMDAN NE ŞEYH MÜRSEL AHALİSİNDEN SEYYİD KUBAT VE SEYYİD ALİ VE SEYYİD İSA VE SEYYİD İBRAHİM VE SEYİD ABDULLAH VE SEYYİD İBRAHİM ZİDE ŞANUHUM SÜDDE-İ SAADETİME ARZ-I HAL EDİP SAHİHÜ’N-NESEB SADAT-I KİRAMDAN OLUP İSBAT-I NESEB ETTİKLERİNE YEDLERİNDE İSTANBUL NUKEBASINDAN MA’MULUN BİH HUCCET TEMESSÜKLERİ OLUP ÜZERLERİNE EDASI LAZIM GELEN EMR-İ ŞERİFİMLE VAKİ’TEKALİFTEN TAHAMMÜLLERİNE GÖRE HİSSELERİNE İSABET EDEN AHALİ-İ KARYE İLE MEAN CEMİ’İYYET-İ MEMURE EDAYA KUSURLARI OLMAYUB EKL-İ ÖRF TAİFESİ TARAFLARINDAN BİLAS EMR-İ ŞERİF TEKALİF-İ ŞAKKKA MUTALEBESİYLE TEADDİ VE RENCİDE VE REMİDE OLUNMALARI İCAB ETMEZ İKEN EHL-İ ÖRF TAİFESİ TARAFLARINDAN HİLAF-I ŞER’ VE KANUN VE BİLA EMR-İ HUMAYUN TEKALİF-İ ŞAKKA MUTALEBESİYLE TAADDİ VE REMİDEDEN HALİ OLMADIKLARIN BİLDİRİP EHL-İ ÖRF TAİFESİ TARAFLARININ HİLAF-I ŞER’ VE KANUN VE BİLA EMR-İ HÜMAYUN TEKALİF-İ ŞAKKA MUTALEBESİYLE BUNLARI TAADDİ VE RENCİDE VE REMİDE ETTİRİLMEYİP MEN’ DEF’ OLUNMAK BABINDAN HÜKMÜ HÜMAYUNUM RİCA EYLEDİKLERİ(ECELDEN) KANUN ÜZERE AMEL OLUNMAK EMRİM ÜZRE VUSUL BULDUKLARI BU BABDA SADIR OLAN EMRİM ÜZRE AMEL DAHİ HUSUSU MEZBURE TAMAMI MUKAYYED OLUP GÜNLER İ’LAM OLDUĞU ÜZRE İSE EYYAM-I SAADET-İ ENCAMIMIN KİMESNEYE ZULÜM VE TEADDİ OLUNDUĞUNA KAT’AN RIZAYI ŞERİFİM YOKTUR BUNLAR ÜZERLERİNE LAZIMESİNİ TAKADDÜM GELEN… EMR-İ ŞERİFİM …….. TAHAMMÜLLERİNE GELEN HİSSELERİNE İSABET EDENİ AHALİ-İ KARYE İLE MEAN CEMİYET-İ ME’MURE EDA EYLEDİKTEN SONRA EHL-İ ÖRF TAİFESİ TARAFLARINDAN HİLAF-I ŞER’ VE KANUN VE BİLA EMR-İ HÜMAYUN TEKALİF-İ ŞAKKA MUTALEBESİYLE BUNLARI TAADDİ VE RENCİDE VE REMİDE ETTİRMEYİP MEN’ VE DEF’ EYLEYESİZ MİN BA’D HİLAF-I ŞER’ VE KANUN VE BİLA EMR-İ HÜMAYUN KİMESNEYE İŞ ETTİRMEYİP VE KAZİYYEDE ALAKA MADHALİ OLMAYANLARI DAVALARINA KARIŞTIRMAYIP İŞLEMEYENLERİ YAZIP ARZ EDİP HUSUS-İ MEZBUR İÇİN BİR DAHİ EMR-İ ŞERİFİM EYLEMEYESİZ ŞÖYLE BİLESİZ ALAMET-İ ŞERİFEYE İ’TİMAD KILASIZ TAHRİREN Fİ EVASIT-I ŞEVVAL SENE SEB’İN VE MİE VE ELF

( KISMEN SADELEŞTİRİLMİŞ MEALİ)

( DİYARBEKİR VALİLİĞİNCE VERİLMİŞTİR) MUSTAFA HAN OĞLU OSMAN DAİMA MUZAFFER OLSUN KEREM SAHİBİ VEZİR ÇOK ŞEREF SAHİBİ MAREŞAL VE ALEMİN NİZAMI DİYARBEKİR VALİSİ VEZİRİM! DİYARBEKİR SANCAĞINDA MEYDANA GELEN OLAYI MEVLANA KADISI, BİLGİSİ ÇOK DİVANI HÜMAYUNUN NİŞAN MEMURUNA BİLDİRECEK. BİLİNE Kİ ADI GEÇEN KAZADA (BOŞ) KÖYÜ SAKİNLERİNDEN, PEYGAMBER SOYUNDAN VE ŞEYH MÜRSEL AHALİSİNDEN SEYYİD KUBAD, SEYYİD ALİ, SEYYİD İSA, SEYYİD İBRAHİM, SEYYİD ABDULLAH, -ŞANLARI ARTSIN- SAADET KAPIMA HALLERİNİ ARZ ETMİŞLERDİR. SOYLARININ GERÇEKTEN SAADAT-I KİRAMDAN GELDİKLERİNİ İSBAT ETTİKLERİ, ELLERİNDE İSTANBUL VALİLİĞİNCE DEELİLLİ VE TASDİKLENMİŞ OLUP ÜZERLERİNE ÖDENMESİ LAZIM GELEN ŞEREFLİ EMRİMLE TAHAMMÜLLERİNE GÖRE HİSLERİNE İSABET EDEN VE KÖY AHALİSİNCE ÖDENMEKTE OLAN VERGİLERİ ÖDEMEYE TABİ OLMADIKLARI HALDE İLGİLİ MAKAMLARIN VERGİ TALEB ETTİKLERİ VE İSTEDİKLERİYLE BU ŞAHISLARI RENCİDE ETMEMELERİ MAKAMIMCA RİCA OLUNUR . BU KANUN İZERE HÜKÜM VERİLMESİ TARAFIMCA UYGUN BULUNMUŞTUR. BU VE BENZERİ HADİSELERE ŞEREFLİ RIZAM YOKTUR VE BUNLARIN TEKRAR VUKU BULMASI AÇIKÇA ZULÜMDÜR. BU ŞEREFLİ DELİLE (BELGEME) İTİMAT EDESİNİZ. ŞEVVAL AYI ORTALARI, 1170/1756 Haymana Yenice Fermanı-2 ve Tercümesi 1780 tarihli Haymana Yenice(Gözgöz)lilerin atalarına verilmiş ferman(II.si)

Tercümesi: I. ABDÜLHAMİD

AKZA KUZATÜ’L-MÜSLİMİN EVLA VÜLATÜ’L-MÜVAHHİDİN MADENÜ’L-FAZLİ VE’L-YAKİN RAFİÜ A’LAMİ’Ş-ŞERİATİ VE’D-DİN VARİS-İ ULUMİ’L-ENBİYAİ VE’L-MÜRSELİN EL-MUHTASS Bİ MEZİDİ İNAYETİ MELİKU’L-MUİN AMED VE ERZURUM ZİDET FAZLUHUM VE MEFAHİRÜ’L-KUZAT VE’L-HÜKKAM MEADİNÜ’L-FEZAİL…..DİYARBEKİR…..ERZURUMDA VAKİ’ ZİKR…..MURURİLERİN BULUNDUKLARI KAZALARIN KUZAT VE V-NUVVABİ ZİDE FAZLUHUM TEVKİ’-İ REFİ’-İ HÜMAYUN VASIL OLUCAK MALUM OLUR Kİ EİZZSE-İ KİRAMDAN İMAM-I BAKIRİ VE ZEYNELABİDİN EVLATLARINDAN OLAN SADAT-I KİRAMDA MEFAHİRÜ’L-EMAN İKRAM SEYYİD KUBAT SEYYİD ABDİ HACI VE SEYYİD MEHMED VE SEYYİD OSMAN VE SEYYİD MUSTAFA….. VE SEYYİD YUSUF VE ZİDE ŞEREFÜHÜMÜN SÜDDE-İ SAADETİME ARZIHAL EDİP BUNLAR SAHİHÜ’N-NESEB OLAN SAADAT-I KİRAMDAN OLUP İSBAT-I NESEP EYLEDİKLERİNE İSTANBUL NÜKEBASINDAN YEDLERİNDE MAMULUN BİH HUCCET VE TEMESSÜKLERİ OLUP TAHT-I KAZANIZA TABİ KASABAT VE KURA TOPRAKLARINDA Bİ’L-FİİL ZABT VE TASARRUFLARINDA HANE AVARIZINA BAĞLI NİKABLIK? OLUNMAK …..EMLAK VE YERLERİ OLMAYIP MURUR VE UBUR EYLEDİKLERİ MAHALLELERDE DAHİ İCAB ETMEZ İKEN AHALİLERİ SİZ DAHİ BİZİMLE MEAN TEKALİFTEN HİSSE VERİNİZ DİYE TAADDİ VE EHL-İ ÖRF TAİFESİ TARAFINDAN DAHİ BİLA EMR-İ ŞERİF TEKALİF-İ ŞAAKKA MUTALEBE VE KASABAT VE KURA ZABITLAR DAHİ RUSUM ….. TALEBİ İLE HİLAF-I KANUN RENCİDE EYLEDİKLERİN BİLDİRİP HİLAF-I KANUN OLVECİHLE TAADDİ VE TASALLUTLARI MEN’ VE DEF’ OLUNMAK BABINDA EMR-İ ŞERİFİM RİCA EYLEDİKLERİ ECELDEN KANUN ÜZERE AMEL OLUNMAK EMRİM OLMUŞTUR BUYURDUM Kİ(BOŞ) VUSUL BULDUKTA BU BABDA SABIR OLAN EMRİM ÜZRE AMEL DAHİ HUSUS-İ MUZBURE TAMAM-I MUKAYYED OLUP….. EMLAK VE YERLERİ YOKSA SAHİHU’N-NESEB SADAT-I KİRAMDAN OLUP İSABAT-I NESEB EYLEDİKLERİNE İSTANBUL NUKEBASINDAN YEDLERİNDE MAMULUN BİH HUCCET EMESSÜKLERİ VAR Kİ AHALİLERİNE HİLAF-I KANUN SİZ DAHİ BİZİMLE MEAN VAKİ’OLAN TEKALİFTEN HİSSE VER DEYU TAADDİ VE EHL-İ ÖRF TAİFESİ TARAFLARINDAN DAHİ…TAKALİF-İ ŞAAKKA TALEBİ KASABAT VE KURA ZABITLARINA DAHİ RUSUM U RAİYYET MUTALEBESİYLE HİLAF-I KANUN BUNLARIN TAADİ VE (TASARRUF) ETTİRMEYİP MEN’ VE DEF’ EYLEYESİZ. MİN BA’D ŞER-İ ŞERİFE VE KANUNA VE EMR-İ ALİŞANIMA MUHALİF KİMESNEYE İŞ ETTİRMEYİP HUSUS-İ MEZBUR DAHİ EMR-İ ŞERİFİM….. MUHAYYEM? EYLEMEYESİZ ŞÖYLE BİLESİZ ALAMAT-I ŞERİFE İTİMAT KILASIZ. TAHRİREN EVASIT-I ŞEHR-İ SAFERU’L-HAY SENE ERBAUN VE TİS’İN VE MİE VE ELF.

( KISMEN SADELEŞTİRİLMİŞ MEALİ) (DİYARBEKİR VALİLİĞİNCE VERİLMİŞTİR)

I. ABDULHAMİT

MÜSLÜMANLARIN KADILARININ EN BÜYÜĞÜ MUVAHHİDLERİN VALİLERİNİN EN ÜSTÜNÜ, FAZİLET VE YAKİNİN MADENİ, ŞERİAT VE DİN SİMGELERİNİN YÜCELTİSİ , ENBİYA VE RESULLERİN İLİMLERİNİN VARİSİ, MELİKU’L-MUİN OLAN ALLAH’IN YARDIMI İLE AMED VE ERZURUM – FAZİLETLERİ ZİYADE OLSUN – KADI VE HAKİMLERİN İFTİHARI VE FAZİLET MADENİ… DİYARBEKİR… ERZURUM’DA ADI GEÇEN… GÖÇEBELERİN BULUNDUKLARIN KAZALARIN KADI VE NAİBLERİ – FAZİLETLERİ ZİYADE OLSUN – YÜCE EMRİMİZ ORAYA VARDIĞINDA BİLESİNİZ Kİ İLERİ GELENLERDEN İMAM BAKIR VE ZEYNEL ABİDİN EVLATLARINDA OLAN YÜCE SEYİDLERDEN SEYYİD KUBAD, SYYİD ABDİ, HACI VE SEYYİD MEHMED VE SEYYİD OSMAN VE SEYYİD MUSTAFA ….. VE SEYYİD YUSUF – ŞEREFLERİ ZİYADE OLSUN – YÜCE MAKAMIMA BAŞVURMUŞLARDIR. ZİKROLUNAN ŞAHISLAR NESEB-İ SAHİH ( GERÇEKTEN PEYGAMBER SOYUNDAN OLDUKLARINI İSBAT ETTİKLERİ İSTANBUL NAKİBLENCE ELLERİNDE GEÇERLİ BELGELER MEVCUTTUR . KAZAMIZA BAĞLI BULUNAN KASABA VE KÖYLER TOPRAKLARINDA ZABT VE TASARRUFTA BULUNABİLİRLER. BU ŞEREFLİ ŞAHISLARIN VERGİLERDEN MUAF TUTULMALARI EMRİM OLUNMUŞTUR. SAFER AYININ ORTALARI 1194/1780

Haymana Yenice Fermanı-3 ve Tercümesi 1815 tarihli Haymana Yenice(Gözgöz)lilerin atalarına verilmiş ferman(III.sü) Tercümesi:

II.MAHMUD MEFAHİRÜ’L-KUZAT VE’L-HÜKKAM VE MAARİFÜ’L-FEZAİL VE’L-KİRAM ZİKR-İ ATİ KİMESNELERİN ANKARA SANCAĞI DAHİLİNDE KEŞAN VE KENDİR KAZALARINDA KUZAT VE NUVVABI ZİDE FAZLUHUM TEVKİ!-İ REFİ’-İ HÜMAYUN VASIL OLUCAK MALUM OLDUR Kİ KONAR VE GÖÇER GÖÇEBE TAİFESİNDE İMAM-I BAKIR VE ZEYNELABİDİN EVLADINDAN OLAN KİRAMDAN SEYYİD HÜSEYİN VE SEYYİD… VE SEYYİD SÜLEYMAN VE SEYYİD MUSA VE SEYYİD KEMAL ZİDE ŞEREFÜHÜM SÜDDE-İ SAADETİME ARZ-I HAL EDİP BUNLAR SAHİHÜ’N NESEB OLAN KİRAMDAN VE İSBAT-I NESEB EYLEDİKLERİNE İSTANBUL NÜKEBASINDAN YEDLERİNDE MAMULUN BİH HUCCET VE TEMESSÜKLERİ OLUP TAHT-I KAZANIZDA VAKİ’ VE KURA TOPRAKLARINDA BİLFİİL ZAPT VE TASARRUFLARINDA HANE AVARIZINA BAĞLI NİKABLIK… İCAN EDER EMLAK VE YERLERİ OLMAYIP TAADDİ OLUNMALARI ETMEZ İKEN VE KENDİR EYLEDİKLERİ KASABAT VE KURA AHALİSİ ZUHUR BİRLE ÜZERİMİZE BA EVAMİR-İ ALİYYE VARİDE OLAN TEKALİFTEN SİZ DAHİ BİZİMLE MEAN HISSE VERİNİZ DİYE TAADDİ VE EHL-İ ÖRF TAİFESİ TARAFLARINDAN DAHİ BİLA EMR-İ ŞERİF…KASABAT VE KURA ZABITLARI CANİBLERİNDEN RUSUM U RAİYYET TALEBİYLE HİLAF-I KANUN RENCİDE OLUNDUKLARINI BİLDİRİP KANUN ÜZRE AMEL OLUNUP MERKUMLARIN HİLAF-I KANUN OLVECHİLE VAKİ’ OLAN TAADDİLERİ MEN’ VE DEF’ OLUNMAK BABINDA EMR-İ ŞERİFİM SUDURUNU İSTİDA ETMELERİYLE MERKUMLAR SAHİHÜ’N NESEB OLAN KİRAMDAN İSBAT-I NESEB EYLEDİKLERİNE İSTANBUL NÜKEBASINDAN YEDLERİNDE MAMULUN BİH HUCCET VE TEMESSÜKLERİ VAR İSE (Kİ) VE KEŞAN VE KENDİR EYLEDİKLERİ KASBAT VE KURA TOPRAKLARINDA BİLFİİL ZABT VE TASARRUFLARINDAN HANE-İ AVARIZA BAĞLI NİKABLIK OLUNMAK İCAB EDER KADİMİ EMLAK VE YERLERİ YOKSA KASABAT VE KARYE AHALİSİ ÜZERLERİNE BA EDA MER’İYYE VARİD OLAN HISSE VE EHL-İ ÖRF TAİFESİ CANİBLERİNDEN DAHİ BİLA EMR-İ ŞERİF NİKABLIK ŞAKKA VE KASABAT VE KURA ZABITLARI CANİBLERİNDEN DAHİ RUSUM U RAİYYET TALEBİYLE TAADDİ OLUNMALARI MUĞAYIR-I KANUN OLMAKLA KANUN ÜZERE AMEL OLUNMAK BABINDA FERMAN-I ALİŞAN SADIR OLMUŞTUR BUYURULDU … VUSUL BULDUKTA BU BABDA SADIR OLAN EMRİM ÜZRE DAHİ HUSUS-İ MEZBURE … VE YEDLERİNDE OLAN HUCCET VE TEMESSÜKLERİNE NAZAR EYLEYİP GÖRESİN… AHALİSİTARAFINDAN HİLAF-I KANUN HİSSE NİKABLIK VE EHL-İ TAİFESİ CANİBLERİNDEN DAHİ BİLA EMR-İ ŞERİF TEKALİF-İ ŞAKKA VE KASABAT VE KURA ZABITLARI CANİBLERİNDEN DAHİ RUSUM U RAİYYET MUTALEBESİYLE TAADDİ ETTİRMEYİP MEN’ VE DEF’ EYLEYESİZ MİN BA’D KANUN VE EMR-İ ALİŞAN KİMESNEYE İŞ İNDİRMEYİP HUSU-İ MEZBUR İÇİN BİR DAHİ EMRİM….. EYLEMEYESİZ TAHRİREN Fİ EVASIT-I ŞEHR-İ Zİ’L-KABE eş-ŞERİFE İHDA VE SELASİN VE MİETEYN VE ELF. Bİ MAKAMI KOSTANTINİYYE el- MAHRUSE

(KISMEN SADELEŞTİRİLMİŞ MEALİ) II.MAHMUD (ANKARA SANCAĞINA VERİLMİŞTİR)

ANKARA SANCAĞI DAHİLİNDE KEŞAN VE KENDİR KAZALARINDA KADI VE NAİBLER BİLSİNLER Kİ AŞAĞIDA ADI GEÇEN GÖÇEBE TAİFESİNDEN İMAM BAKIR VE ZEYNEL ABİDİN EVLATLARINDAN OLAN SEYİT HÜSEYİN, SEYYİD SÜLEYMAN, SEYYİD MUSA VE SEYYİD KEMAL – ŞEREFLERİ ZİYADE OLSUN – YÜCE MAKAMIMA HALLERİNİ ARZEDİP SEYYİD OLDUKLARINI İSBAT ETTİKLERİNDEN İSTANBUL NAKİBLERİNCE ELLERİNE BELGE VERİLMİŞTİR. DOLAYSIYLA BULUNDUKLARU KASABA VE KÖYLER TOPRAKLARINDAN EMLAK VE YERLERİ OLMADIĞI İÇİN VERGİ ÖDEMELERİ GEREKMEZ İKEN KEŞAN VE KENDİR AHALİSİNDEN KENDİLERİNE VERGİLERDEN HİSSE VERİNİZ. KENDİLERİNDEN VERGİ ALINMAMASI İÇİN FERMAN SADIR OLMUŞTUR. SİZE ULAŞTIĞINDA BU FERMANLA AMEL EDİNİZ. KOSTANTİNİYYE (İSTANBUL) ZİLKADE AYI ORTALARI 1231/1815

Haymana Ataköy(Kaltaklı) Fermanı(Vakfiyesi) Tercümesi:

Evkaf-ı mülhakadan Ankara vilayetinin Haymana kazasında Kaltaklı karyesinde vaki' Ömer Efendi İbn-i Hüseyin camii şerifinde ber vechi hasbihitabet(lik) tevcihine dair varid olan inha üzerinde muamele-i mukteziye ....... mezkure mutasarrıfı bani muma ileyh Ömer'in vefatı vukuuyla mahlülünden kebiroğullarından ledeyi'l-imtihan ehliyeti nümayan olan işbu rafi'u tevk'i ref'iü'-şani hakani etale zide salahahü uhdesine tevcihi mahkeme-i teftişten tenazum olunan i'lam üzerine makam-ı nezaret-i evkaf-ı humayundan bi' t-telhis ledeyi'l-arz binüçyüz yirmi senesi Ramazan-ı şerifin yirmi birinci günü şeref ...... sudur eden hatt-ı humayun şevketmarkun-i şahanem mucibince hitabet-i mezkure muma ileyhe tevcih olunmakla bu beratı verdim ve buyurdum ki muma ileyh salifü'z-zikr ber vech-i hasbi hitabet ..... bila kusur edayı hüsn-i hizmet etmek ve terk ve tekasül eder ise ref'inden ahara verilmek şartıyla mutasarrıf ola tahriren fi'l-yevmi't-tasi' ve'l-irin min şehr-i zi'l-kade sene seb'un ve 'işrin ve selase mie ve elf (29 zilkade 1327) 12 Aralık 1909.

Kaynak: Ramazan ÖZTÜRK(Mesaj Panosu)

"Bu belge, Ataköy'ün ilk camisi olan İbn Hüseyin Camii'nin vaiz ataması ve camiye maddi yardım yapılması için bugünkü adıyla vakıflar genel müdürlüğünün, köyün ağası olan Arap Ağa'ya verdiği, 12 Aralık 1909 tarihli, o döneme göre beş kuruşluk kağıt üzerine yazılmış vakfiyedir. Sultan Reşat tarafından gönderilmiştir." Ataköy(Kaltaklı) Fermanı (2)

Tercümesi II.Mahmud Kıdvetü'n-nüvvebi'l-müteşerr'in Ankara kadısı naibi Mevlana ......... zide ilmühü tevki'i ref'i'i hümayun vasıl olıcak ma'lum oldur ki Ankara kasabası Katib-i hümayunuma arz-ı hal edip bunlar sahihü'n-nesb sadat-ı kiramdan ve isbat-ı neseb eylediklerine yedlerinde İstanbul nükbasından mamul bir siyadet huccet ve temessükleri vakfiye-i mezbure toprağında bi'l-fiil zabt ve tasarruflarında hane avarızına bağlı tekalif alınmak icab eder kadimi re'aya emvalin ve yine mezbureye evamir-i şerife ile varide olan tekaliften tahammüllerine göre hisselerine isabet eden hisse-i mezbure ahalisiyle emr ve defter mucibince cem'ine memure olan ba rusum-i raiyyet ve bila emr-i şerif tekalif-i şakka mutalebesiyle ta'addi olunmak yine mezbure zabıtı tarafından hilaf-ı kanun rusum-i raiyyet talebini ve ehl-i örf taifesi caniplerinden dahi emr-i şerif tekalif şakka mutalebesiyle taadiden hali oldukların bildirip kanun üzere amel olunup kasaba-i mezbure zabıtı tarafından hilaf-ı şeriyye ehl-i örf taifesi caniplerinden dahi bila emr-i şerif tekalif-i şakka mutalebesiyle vaki' olan teaddileri men' ve ref' olunmak babında emr-i şerifim sudurunu istid'a etmeleriyle kanun üzere amel olunmak babında ferman-ı alişanım sadır .... emr-i şerifim sudur(buldukta) sadır olan emrim üzere amel dahi husus-i mezbure tamam mukayyed olup göre ... sahihü'n-nesb sadat-ı kiramdan olup isbatı neseb eylediklerine yedlerinde İstanbul nükebasından mamul bir siyadet-i hüccet temessükleri var ise ve kasaba-i mezbure toprağından bi'l-fiil zabt ve tasarruflarında hane avarızına bağlı tekalif alınmak icab eder kadimi bir ... ve yerleri yok ise kasaba-i ..... larda olan tekaliften tahammüllerine göre hisselerine isabet edeni kasaba-i mezbure ahalisiyle emr ve defter mucibince cem'ine memure eda eylediklerinden sonra kasaba-i mezbure zabıtı hilaf-ı kanun rusum-i raiyyet ve ehl-i örf (sahibi) caniblerinden dahi bila emr şerif mutalebesiyle taaddi rencide ettirmeyip men' ve def' edesin min ba'd kanun ve emr-i humayunuma muhalif kimesneye iş erdirmeyip husus-i mezbur için bir dahi emrim varid ....... eylemeyesin ve şöyle bilesin alameti şerife itimad kılasın. imza mahsure-i kostantiniyye

Tercümesi I.Abdulmecit (Yazım Tarihi: hicri 1256, cemeziyelahir (miladi 1841, Ağustos))

'...kazalar muhassılı Zühdi zide mecdühü fahru'l-emasil ve'l-akran azayı meclis-i memleket zide kadruhum tevki'i ref'i humayun vasıl olıcak malum oldur ki Ankara kasabası sakin-..... isbat-ı nesp eylediklerinden İstanbul nakibü'l-eşrafı tarafından yedlerinde ma'mul bir huccet ve temessük ve kasaba-i mezbure toprağında bi'l-fiil zabt ve tasarruflarında hane avarızına bağlı tekalif olunmak icab eder......kasaba-i mezbure ahalisiyle mean cum'a eda ederler iken kendilerinden rüsum-i raiyyet ve bila emr-i şerife tekalif-i şakka mutalebesiyle taddi olduğundan kanun üzere amel olunmak .... evail-i rebiü'l-ahirinde merkumun oğulları Seyyid İbrahim ve Seyyid Ali Seyyid Mehmed ve diğer Seyyid Mehmed ve diğer Seyyid İbrahim ve Seyyid Yusuf ne diğer Seyyid Yusuf ve Seyyid Abdullah ve Seyyid Süleyman ve Seyyid Emin ve Seyyid ..... olan emr-i alişan cülüs ü hümayun li'l-makrun bi'ş-şahanem şeref vukuuna mebni tecdidi lazım gelmiş olduğu beyanıyla tecdiden emr-i münifi itası bu defa arz-ı hal (dest-i Nihal) olunmakla divan-ı hümayunumda ...... sadat-ı kiramdan olup isbat-ı nesep eylediklerinde yedlerinde Dersaadetin nakibü'l-eşrafı tarafından memhur ve mamul bir senedi olanlardan ve bir kasaba ve karye ahalisi üzerlerine ba evamir-i aliye varid olmakla ..... ..... isbat edeni ol kasaba ve karye ahalisiyle cem'ine memure eda edenlerden resmi raiyyet ve bila emr-i şerife tekalif-i şakka ve ziyade hisse teklifine mutalebe olunmak kavanin-i sabıka .... ve kurada kain ahalinin emvail ve arazisi ve mahsulleri marifetleriyle bi't-tahrir havas ve evkaf ve muaf ve gayri muaf siyak tutularak ahalinin vergisine herkesin hal ve tahammülüne göre .... azayı meclis marifetleriyle muvafık ve tahkik ve tanzimatı hayriyye layıkıyla ve tevfikiyenin iktizası tesviye ..... Olunmak husus meclis-i valayı ahkam-ı adliyemde ittifakı eda ile karargir.. kavanin kılınmış olmakla vech-i meşruh üzere amel olunmak fermanım olmağın imdi siz ki müşir-i müşar naib ve azayı meclis-i memleket muma ileyhim .... olunduğu üzere .... senetleri olduğu halde resm-i raiyyet ve bila emr-i şerif tekalif-i şakka mutalebesiyle taaddi olunmaması ve kasaba-i merkume ahalisi üzerlerine evamir-i aliye varsa vücuda ve kuvve-i maliyelerinin derecesine tatbiken ber mucib-i şurut ber vech-i ta'dil iktizasının icrası hususuna mubaderet ve tarafı eşref-i padişahanem için sadır olunmuş ...... imtisalin mazumunu ile amil ....... olasız şöyle bilesiz alamet-i şerife itimat kılasız tahriren fi evail-i şehr-i cemaziyel ahir sen sittun ve hamsun...... Mahruse-i kostantıniyye' Haymana Yukarısebil(Şavlu) Fermanı Yukarısebil Fermanı: Dipdede Fermanı(Konya/Kulu) Yenice(Gözgöz-Sındıran) Şeceresi(Haymana/Ankara) KAYNAK: Haymana kavak köyü

Pazar, 03 Ekim 2021 12:31

Şeyhbizinili Berzan Sezo

                                Evet beklenen Şeyhbizin klip'i ve şeyhbizinilerin büyük starı Berzan Sezo Özdemir

Perşembe, 29 Temmuz 2021 13:07

şanlıurfadaki Aşiretler

Şanlıurfadaki Aşiretler

Diyarbakır Dicle Üniversitesi öğrencilerine tez konusu olarak Şanlıurfa’daki aşiretleri verdi. Öğrenciler tüm aşiretlerin isimlerini tek tek araştırarak Aşiretlerin isimlerini, nerde ikamet ettiklerini hangi dilleri konuştuklarını ve mezheplerini yazdı.Diyarbakır Dicle Üniversitesi öğrencilerinin hazırladığı tezin kitap haline getirileceği öğrenildi. İşte o aşiretler;

Perşembe, 22 Temmuz 2021 21:43

İsmail DEVEBAKAN lêlê eyşê

İsmail DEVEBAKAN lêlê eyşê

Perşembe, 22 Temmuz 2021 21:34

Gidişinin Bir Nüshası Murat Devebakan

Gidişinin Bir Nüshası Murat Devebakan

Perşembe, 22 Temmuz 2021 21:30

ÇEŞM-İ SİYAHIM|HASAN DEVEBAKAN

ÇEŞM-İ SİYAHIM|HASAN DEVEBAKAN

Perşembe, 22 Temmuz 2021 21:23

Vedat Hesenî -Hicran (amatör ses)

Vedat Hesenî -Hicran (amatör ses)

Perşembe, 22 Temmuz 2021 20:52

Yazar Rıfat Mertoğlu "Gidiyorum

Yazar Rıfat Mertoğlu "Gidiyorum

Cuma, 16 Temmuz 2021 23:18

Şexbızınilerden Komik Öyküler…

SİVEREK ŞEYHBIZINİLERİ Şexbızınice solmaya başladı… Darağun’da Kullanılan Şifreli Sözler… Aslında bu sözler tamamen Şexbızınice’dir. Bazı yaşlılar hala köyde bu dili konuşabilmektedir. Ancak, nesil değiştikçe, dil de unutulmaktadır. Şexbızınice’nin yerini Kırmancı almaktadır. Kürtlerin büyük çoğunluğu, Kürtçenin Kırmanci şivesini konuşurken Şexbızıniler; Gorani , Sorani, Kelhuri lehçelerinin konuşulduğu Kuzey Irak’tan geldikleri için bölgenin şivesini konuşmaktadırlar. Hevremani , Leki Keldani Şexbizini bu şivelerdendir . Darağun’a yerleşen şexbızıniler önceleri şexbızıni şivesini konuşmalarına rağmen zamanla bunu unutarak kırmancı konuşmaya başlamışlardır. Ancak, köyde halen o günlerin izini taşıyan bazı kelimeler bu kez şifreli sözler olarak kullanılmaya devam edilmektedir. İşte onlardan birkaçı Cerre Leyré: Cemaatte yabancı bir erkek varsa konuşan kişiler ‘cerre leyré’ denilerek uyarılır. Yani, “sözlerine dikkat et, aramızda yabancı var” anlamındadır. Déte Leyré:Cemaatte yabancı bir kadın varsa konuşan kişiler ‘déte leyré’ denilerek uyarılır. Yani, “sözlerine dikkat et, aramızda yabancı bir kadın var” anlamındadır. Bendé Hılkışı : Toplumda konuşan birine, “Sözünü fazla uzatma, aramızda yabancı biri var, açık verme, anlamasın.” Anlamında köyde sıkça kullanılan bir cümledir. Cerre Versige:Eve gelen erkek misafirin yanında o utanmasın diye ev sahibinin karısına “Misafirimiz açtır, kalk yemek hazırla” diyerek onu uyarmasıdır. Pıriz Ijni : Kadın evde ekmek olmadığını, kocasını bu şekilde uyararak ekmek almasını ister. “Ekmek yok” anlamındadır. Xeftige : Misafirin uykusu gelince, vakit geç olunca evin erkeği “cerre xeftige” diyerek yatakları sermesi için kadını uyarır. Cerre Durri Dikerdige : Bir şexbızıni toplumunda yabancı bir adam konuşuyorsa ve yalan söylüyorsa şexbızınilerden biri “Cerre durri dikerdige” diyerek onun yalan söylediğini herkese açıklar. Tabi konuşan yabancı bunu anlamaz, konuşmasına devam eder. Kotil: Yalan söyleyen erkek için kullanılır, Feyma: yalan söyleyen kadın için kullanılır. Cerre Keyré kerdige: Bir şexbızıni toplumunda yabancı biri varsa ve herkes onunla alay ediyorsa içlerinden biri, “cerre keyré kerdige” diyerek cemaati uyarır. Yani, yabancı artık alınmaya başladı, kızıyor, fazla üstüne gitmeyin anlamındadır. Acıstike: Artık burada kes, anlamındadır. Vidgel esté ejni : Borç isteyecek biri, “Paran var mı yok mu?” anlamında kullanır. Çul keri? : Nasılsın anlamındadır. Awgel ram yare : Su getir anlamındadır. Şexbızınilerden Komik Öyküler… Darağun’da hemen hemen herkes birbiriyle ilgili yüzlerce komik öykü anlatabilir size. Köy çok şamatacı ve şakacıdır. Şakanın nerede bitip, gerçeğin nerede başladığını fark edemezsiniz bile. Yediden yetmişe herkesin içinde bir şamata planı, bir cin fikirlik vardır. Yanlarında bulunduğum kısa zaman içinde derlediğim öykülerden birkaçını paylaşmak istedim onların hoşgörüsüne sığınarak… Şaşkın Hırsız… Cımoyé Remoyé Kerro, hayatında hiç hırsızlık yapmamıştır. Bu konuda bilgisi de tecrübesi de yoktur. Bir gün yolun kenarındaki otlakta çobanlık yaparken sürüsüne doğru gelen bir kuzu görür. Kuzuyu sürünün içine alır. At arabasıyla yoldan geçen bir yolcu “Sen de satılık kuzu yok mu?” diye sorunca Cımé, “Var, bir kuzum var” diyerek yabancı kuzuyu adama satar. Adam kuzuyu alıp gider, Cımé de paraları saymanın derdine düşer. Tam o sırada süvari bir adam atıyla gelip önünde durur. “Pısmam, benim bir kuzum kayboldu, bu taraflara geldiğini söylediler, görmedin mi?” diye sorar. Cımé şaşırır, önce ne diyeceğini bilemez, bir elindeki paralara, bir de atın üstündeki adama bakar. Sonunda kekeleyerek; “Gördüm, az önce sattım, aha bu da parası” diyerek adama uzatır parayı. Adam, parayı alır, at arabacının peşine düşer, Siverek’te bağların içinde ona ulaşarak kuzusunu kurtarır. Hayalet Misafir Şıko… Şıko, amojna Nuré’nin tek oğludur. Bir ara Siverek’te kahveye alışır, bu alışkanlık öyle berbat bir şeydir ki, her gün sabahtan akşama kadar oyun masasından kalkmamaktadır. Zamanla müptelası olduğu oyun onu öyle pençesine alır ki, artık geceleri bile köye gelmemektedir. Siverek’te o dönemde tek bir şexbızıni evi vardır o da Hecaliye Ereb’in evidir. Kalo Heci hanımı Fato ile ilerlemiş yaşlarına rağmen yalnız yaşamaktadırlar. İhtiyarların bu durumundan yararlanarak gece avlu duvarından atlayarak evlerine geliyor, yan odada yatağını seriyor, sabah namazı olmadan kalkıp yine sessizce gidiyormuş. Fato nene, sabah uyandığında yerde serilmiş bir yatak görünce durumu Hecaliye bildirir ve durum değerlendirmesi yaparlar. Yatağı kaldırırlar, ancak ertesi sabah yine yatağı serilmiş olarak bulurlar. Birkaç gün böyle devam eder. Bu meçhul misafirin Hızır Aleyhisselam olabileceğini bile düşünmektedirler. Sonunda köyden büyük oğlu Mehemed’i çağırırlar durumu ona açıklarlar ve o gece nöbet tutmasını isterler. Mehemed gece yarısına kadar içeride bekler, sonunda yatağını sererek odada uykuya dalar. Ne var ki, sabah uyandığında yanında yere serilmiş yatakla karşılaşır. Yatak bomboştur. Şıko geç vakitlerde oyun masasından kalkmış, eve gelmiş, yatağını sermiş uyumuş, erkenden de kalkıp gitmiştir. Hane halkı şaşkınlık içindedir. Bu hayalet misafiri çok merak ederler. Ertesi gece Hecali, kendisi nöbet tutmaya başlar. Uyumamak için kararlıdır avluda volta atar. Gece yarısından sonra ayak sesleri duyar, biri avlu duvarına tırmanmış, oradan dama çıktıktan sonra merdivenle aşağıya inmiştir. “Law ew kiyé?” (Kimdir o?) diye bağırır. Şıko yakalandığını anlayınca mahcup bir şekilde “Ezım Apé Heci” (Benim Hacı amca) der. Durum anlaşılmış, hayalet misafir yakalanmıştır. Xelef’in Kulak Kılları… Xelef Darağun’da renkli bir simadır. Köyün Sülün Osman’ıdır. Çevrede dolandırmadığı insan yok gibidir. Ama şimdilerde tövbe etmiş, emeğiyle kazanmaya başlamıştır. Xelef’in en önemli özelliği, vücudundaki kılların çokluğudur. Yüzü, burnu, kulaklarının üstü her tarafı simsiyah kıllarla kaplıdır. Birkaç ay traş olmasın, her yanını kıllar kaplar. Tanınmaz hale gelir. Yine bir yas nedeniyle aylarca tıraş olamaz Xelef. Bir gün o haliyle Siverek’te bir berbere gider, koltuğa oturur. Berber sorar; “Saç mı sakal mı abi?” Xelef cevabı yapıştırır; “Kulak, burun” Ape Hasso’nun Kuzusu… Bir gün Kadiré Mıstoyé Kal Mıho ve Heciyé Apé Seydo, Hassoyé Piré’nin bir kuzusunu çalarlar. Amaçları kuzuyu mezatta satıp kendilerine tütün almaktır. Ne var ki, ikisi de çobandır Siverek’e gidecek birini bulup kuzuyu ona vermelidirler. Sabah erkenden uyanırlar, talihe bakın ki o gün şehre gidecek tek kişi Apé Hasso’dur. Kuzuyu getirirler ona teslim ederler “Apo bizim bu kuzuyu da götür sat, aldığın parayla da bize tütün al, getir” derler. Apé hasso, akşam döndüğünde kuzuyu satmış, onlara tütün almıştır. Kadir, tütünü tabakasına yerleştirirken, “Al apo, bir cigara sar, kendi malın gibi iç, helalé hoş olsun” der gülerek. Usubé Kırmo’nun Rehin Kalması… Heciyé Seydo gençliğinde çok şakacı biriydi. Bir gün Siverek’te köylüsü Usubé Kırmo ile karşılaşır. Usub henüz 12-13 yaşlarındadır. Onu alıp lokantaya götürür, birer kebap söyler. Apé heci hızlı davranır, yemeğini erken bitirir. “Ben elimi yıkayacağım, sen yemene devam et” der Usuba. Usub masum bir şekilde yemeğine devam eder. Nasıl olsa yanında dağ gibi amcası vardır. İçi huzurludur. Ne ki, Apé heci elini yıkadıktan sonra kapıya yönelir ve lokantacıya da “Hesabı masadaki genç verecek” diyerek dışarı çıkar, gider. Usubun cebinde metelik yoktur. Yemeğini bitirir, Apé Heci’yi beklemeye başlar. Sonunda ceketini ve kimliğini rehin bırakarak ayrılabilir lokantadan. Benzerliğin Bu kadarı… Kadiré Apé Mısto ile Usubé Kırmo birbirine ikiz gibi benzemektedir. İkisi de esmer tenli, çıkık burunlu, sarkık dudaklıdır. Usub bir dönem Siverek şehir merkezinde çok borçlanıyor. Herkesten borç para almış, iade etmemiştir. Alacaklıları köşe bucak onu aramaktadırlar. Bunu bilen Usub, şehre girememekte ihtiyaçlarını başkasına aldırmaktadır. Bir gün Kadiré Apé Mısto ile karısı Pako Kaleboğazından Şeytan Küçesine doğru yürürlerken Usubun alacaklıları önünü keserler. “Ulan sen ne arlanmaz utanmazsın, hem borcumuzu vermezsin, hem salana salana alış veriş yaparsın” diyerek yakasına yapışırlar. Kadir, uzun süre Usub olmadığını anlatmaya çalışır, ama alacaklıların dini imanı yoktur. Her biri bir yandan dürtmektedirler. Kimse onun Usub olduğuna inanmamaktadır. Sonunda karısı Pako imdadına yetişir. “Kimliğini çıkar göster, ne bekliyorsun!” diye çıkışır. O da öyle yapar. Paçasını kurtarır sonunda. Apé Hasso’nun Kebap Sevdası… Bir gün Apé Hasso eve tuz ve sabun almak için Siverek’e gider. Parasını çefiyesinin ucuna bağlamıştır. Çarşıda karşısına bir genç çıkar; “Ooo Apé Awdo sen hoş gelmişsin, nasılsın?” diye sorar. Ape Hasso, her ne kadar “ben Awdo değilim, Hasso’yum” dese de, gencin elinden kurtulamaz. Genç koluna girer, “Sen babamın dostusun, gel apo birer kebab yiyelim” diyerek onu lokantaya sürükler. Apé Hasso kebabı duyunca gevşer onunla lokantaya girer. Kebabları gelir, delikanlı çabucak yemeğini yer, ellerimi yıkayacağım diyerek çıkar, lokantacıya da “hesabı amca verecek” diyerek kaçar gider. Lokantacı Apé Hasso’yu kapıda yakalar, parasını ister. Önce direnir, sonunda vermekten başka çaresi olmadığını anlar, başındaki çefiyesinin ucuna düğümlediği parasını çıkarmaya çalışırken, “Law, çı sıbeki zu, tahşteki bı gu bu” diye geveler. (Yani, Lan, sabahın erkeninde yediğimiz boklu kahvaltı oldu) Parayı verir çıkar. Yazar: Rıfat MERTOĞLU (Fırat’ın Sesi Gazetesi)

© 2026 Şeyhbiziniler Resmi Web Sitesi, Tüm Hakları Saklıdır. Web TasarımKoray ÇOKOL