16. Yüzyılda Anadolu olan aşiretler
16. yüzyıl sonlarına kadar genelde Anadolu’nun doğusunda iken daha sonraki tarihlerde devlet nizamındaki çözülmeden dolayı yavaş yavaş Anadolu’nun batı bölgelerine meydana gelmeye başlamışlardır,
Şeyh Bezenli ve Cihanbeyli gibi bazı Kürt aşiretleri de iç ve batı Anadolu’ya gelmeye başlamışlardır.
Osmanlılar, bu aşiretleri Yörüklerden farklı olarak yaylak ve kışlaklarını tespit ederek bir idari ve mali düzene tabi tutmuş, kaza veya sancak statüsünde yönetmiştir.
Bu kazalarda idari ve adli yetki Kadı’ya verilirken mali yetki Voyvoda’ya bırakılmıştır.
Bu şekilde idari bir düzene tabi tutmakla bir yandan aşiretlerin idari düzen dışına çıkarak vergi vermekten kurtulmaları önlenmiş,
diğer yandan da dağılmaları önlenerek ordunun ve büyük şehirlerin temel ihtiyaçları olan hayvan ve hayvansal ürünlerin temininde süreklilik sağlanmıştır
(BOA. MAD.d.2
ŞEYHBIZIN AŞİRETİ HAKKINDA GENEL BİR ARAŞTIRMA
Derleyen: Serhat DEVEBAKAN
1:Aşiret kavramı hakkında bilgi, tanımı, yaklaşık sayıları
Aşiret, (Arapça: dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok sülaleden oluşan, yapısındaki aileler arasında köken, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk, oymaktır. Türkiye'nin özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu bölgelerinde gün geçtikçe azalan bir eğilim gösterse de hâlen aşiret sistemi bazı ailelerde varlığını sürdürmektedir. Başlıca bir reisten ve reisin yardımcılarından oluşan aile topluluğu genellikle diğer aşiretlere karşı kendi bölgelerini koruma adına oluşmuştur. Günümüz Türkiye'sinde aşiretler genellikle ülkenin Doğu ve Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgelerinde varlıklarını sürdürmektedir. Fakat göçler nedeniyle bu aşiret bireyleri başta büyük şehirler olmak üzere ülkenin genelinde ikamet etmektedirler. Yaklaşık Türkiye’deki aşiret sayıları 350’dir